57. HÜKÜMETİN TASARRUF VAATLERİ NE KADAR GERÇEKLEŞTİ?

            Enflasyonla büyümüş bir nesil olarak “Tasarruf” kelimesini hepimiz iyi biliriz. Ya dönem dönem kemerleri sıkarak tasarruf yapmamız istenmiştir ya da yapılan uygulamalar zaten tasarrufa gitmemize yol açmıştır. Sonuçta, yanlış uygulamaların faturasını milletçe harcamalarımızı kısarak hep ödemişizdir. Son ekonomik krizden sonra, hükümet de kamu harcamalarındaki fazlalığı kısarak tasarrufa gitmeye karar verdi. Bunların en başında kamuya ait taşıt ve lojmanların satışı geliyordu. Başbakan, 1 Mayıs 2001’de yayımladığı genelgede kamu taşıtlarının kullanım alanlarının nasıl sınırlanacağını bildirdi. Peki bu genelgeye ne kadar uyuldu? Rakamlarla inceleyip analiz edelim.

            Uygulandığında 20 bin aracın tasarrufu öngörülen genelgeye göre bu araçlar Maliye Bakanlığı’na teslim edilecek ve TASİŞ tarafından satılacaktı. Ancak bugünkü rakamlara baktığımızda, taşıt tasarrufunun hedeflenen rakamın 10’da 1’inde kaldığını görüyoruz. Kamudaki araç saltanatına son vermek ve makam otomobili kullanımının sınırlanması amacıyla Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan genelge ve tebliğlerin sonucuna ilişkin soru önergesini yanıtlayan Sümer Oral, şu ana kadar maliye Bakanlığı’na, toplam 2441 adet araç teslim edildiğini belirtti. Teslim edilen araçların 1241 tanesi (yarısından fazlası) ekonomik ömrünü tamamlamış yani hurda denilebilecek durumda. Sadece 557 adet binek otosunun teslim edilmiş olması da dikkat çekici diğer bir husus. En fazla araç teslim eden kurum 421 adet ile Tarım ve Köy işleri  Bakanlığı oldu. Genelge çerçevesinde Enerji Bakanlığı 293, Ulaştırma Bakanlığı 263, Dış işleri Bakanlığı 233 ve Maliye Bakanlığı 233 aracı teslim etti. İllere göre dağılıma baktığımızda; 634’ü binek, 465’i ekonomik ömrünü tamamlamış toplam 1099 araç teslim ederek Ankara’nın ilk sırada yer aldığını görüyoruz. Trabzon’da ekonomik ömrünü tamamlamış 215 araç, İstanbul’da 128 binek ve 121 ekonomik ömrünü tamamlamış araç geri gönderildi. İzmir’de  hiç binek otosu geri verilmedi, ancak ekonomik ömrünü tamamlamış 212 araç teslim edildi.

            Kamunun elindeki 87.457 araca 2001 yılında akaryakıt giderleri için 43 trilyon 805 milyar lira, bakım ve onarımları için de 17 trilyon 247 milyar lira olmak üzere toplam 61 trilyon 52 milyar lira masraf yapıldı. Öngörülen tasarruf hedefinin gerçekleşmemesi sonucu, kamu aracı masrafları beklenenden fazla oldu. Halbuki gerçekten kamuda taşıt saltanatına son verilse, bu konuda kamu harcamalarında ciddi rakamlarda azalma olacaktır.

            Bir diğer tasarruf vaadi lojman satışıydı. Tasarruf genelgesiyle 80.000 lojmanı elden çıkararak 2 katrilyon lira tasarruf etmeyi hedefleyen hükümet, bu konuda da hayal kırıklığı yaşattı. Maliye Bakanı Sümer Oral’ın lojman sayısının artmadığını bildirmesine karşın, 2000 yılı rakamları ile 2001 yılı rakamları karşılaştırıldığında 7236 yeni lojmanın kayıtlara girdiği görülüyor. Oral 2000 yılı rakamlarını açıklarken, kamuda toplam 229.988 lojman bulunduğunu, bunlar için toplam 39 trilyon 650 milyar lira harcandığını açıklamıştı. Fakat Oral, son açıklamasında 2001 yılı itibari ile lojman sayısının 237.224’e ulaştığını söyledi. Geçen yıl, lojmanların akaryakıt, bakım ve onarım giderleri de 53 trilyon lirayı buldu. Bu rakamlar karşılaştırıldığında söylenenin aksine lojman tasarrufu yapılmayıp yenileri alındığı, dolayısıyla masraflardan kaynaklanan harcamaların arttığı görülüyor.

            Sümer Oral’ın verdiği bilgiye göre, tüm lojmanların yaklaşık dörtte birine sahip olan Milli Savunma Bakanlığı’nın 56.163, Jandarma Genel Komutanlığı’nın 11.411 lojmanı var. Bakanlıklarda ikinci sırayı 53.848 lojmanla Milli Eğitim izliyor. Üçüncü sırada 35.024 lojmanla Emniyet Genel Müdürlüğü geliyor. Taşrada doktor ve hemşirelere lojman sağlayan Sağlık Bakanlığı’nın da 19.036 lojmanı var. Maliye Bakanlığı’nın 8000, Tarım Bakanlığı’nın 5507, Adalet Bakanlığı’nın 5763, Gümrük Müsteşarlığı’nın 1575, TBMM’nin de 1028 lojmanı bulunuyor. Katma Bütçeli idareler arasında, 11.351 lojmanla Orman Genel Müdürlüğü başı çekiyor.

            Harcamalara dikkat edilmesi gereken kriz ortamında yapılan bir diğer gereksiz harcama da meclisteki sekreter ve telefon görüşme ücretlerindeki sınırlamalardır. TBMM Başkanlık Divanı’nın 9 Nisan 2002 tarihinde yaptığı toplantıda, sayıları 20 olan divan üyelerinin tamamına üç sekreter çalıştırabilme hakkı tanındı. Böylece Başkanlık Divanı’nda toplam 60 sekreter çalıştırılabilecek. Aynı toplantıda milletvekillerinin telefon görüşmelerinin ödenmesine getirilen sınırlamalar genişletildi. Buna göre yıllık 1 maaş olan fatura ödeme sınırı 2 maaşa çıkarıldı. Bu yıl, milletvekillerinin telefon faturaları için yıllık ortalama dikkate alınarak, bir kişi için 10 milyar lira ödenek ayrılmasına karar verildi. Mecliste 550 üye olduğu için toplam ödeme 5.5 trilyonu bulacak.

            Görüldüğü gibi krizden sonra da tasarrufu sadece halk yapıyor. Hükümet, kamu harcamalarına dikkat etmeyerek, gereksiz harcamalardan kaçınmadığı sürece bütçemiz açık verecek; bütçemiz açık verdiği sürece borçlanılacak; borçlanıldığı sürece de dışa bağımlı bir ekonomi yaratılacaktır.

            Bir meclis halkını temsil eder, halkı için çalışmalar yapar. Yapacağı gereksiz ve keyfi harcamalar temsil ettiği halkın zararına olur. Bugünkü koşullara  baktıkça, insanın 1923 Türkiyesine geri dönesi geliyor. Penceresindeki demiri eritip kurşun yaparak yoktan bir ülke yaratmış olan halkı gerçekten temsil edebilen 1923 halkçı meclisinin yeniden hatırlanması gerektiğini, bugünkü kriz ortamına ve keyfi harcamalara baktıkça daha çok anlıyoruz.

Cihan YÜKSEL
MAYIS 2002
ADANA