Cumhuriyet’e SALDIRMAK CUMHURİYET’E SALDIRMAKTIR

            “Dördüncü Güç” artık ilk güç olmuştu. Onu tekelinde toplayan, ülkeye sahip olurdu. Netekim!, öyle de oldu. Zenginleri seven tonton başbakanların döneminden sonra adam(!) olan birileri, medyayı tekelinde toplayarak ülkedeki her kesime hitap eder olmuştu. Koca bir toplumun ne konuşacağına, ne düşüneceğine, ne isteyeceğine ve her şeyden önemlisi kimi seçeceğine bu kişiler karar verir olmuştu. Ecevit’in rahatsızlığını ölüm beklentilerine çevirenler de onlardı, iktidardan düşürenler de. Ve hatta son seçimde sadece iki seçenek varmış gibi gösterenler de… Bugün vatan toprakları ve üretim güçleri bir bir yabancılara peşkeş çekilirken, yoksulluk derinleşirken, sosyal güvence yok edilirken ve irticanın karanlık elleri devlet kadrolarına sinsice sızarken, hala her şey yolunda diyen besleme basının karşısında tek bir güç vardı: Cumhuriyet.

            Ekonomik sıkıntılarında emekçilerinin maaş almadan çalışmaya devam ederek gazetecilik örneği verdiği, tam bağımsızlık ve aydınlanmanın yegane temsilcisi Cumhuriyet Gazetesi, karanlık güçlerin karşısındaki en büyük engeldi. Bu ülkenin nezih Kemalist insanlarının bilinçlenmesini ve muhalefeti keskinleştirecek gerçek haberlere ulaşmasını tehlikeli gören zihniyetler pusuda durmuş bu yalnız devrimcinin sonunu beklerken; dünün solcusu bugünün en liberali yanardöner yazar takımı kendinden beklenen davranışı gösterdi. Cumhuriyet Ailesine saldıran kitabı ile Hasan Cemal, büyük reklam kampanyaları sonucunda popüler kültürün misyoneri yayın organlarında popüler oldu. Bu, besleme basının anlaşmalı olarak atağa geçmesi için büyük fırsattı. Eşzamanlı olarak Doğan Grubu, Zaman, Milli Gazete, Yeni Şafak ve Vakit Gazetelerinde Cumhuriyet Gazetesine karşı başlatılan karalama kampanyası, aydınlanmacıları hazmedemeyenleri “Cumhuriyet’in Gizli Çamaşırları Döküldü!” çığlıkları attıracak kadar sevindirmişti. İlhan Selçuk takıyyeci, Uğur Mumcu ajan, Bahriye Üçok MİT’le ilişkili, Berin Nadi şirret, Nadir Nadi islamcıları idam sehpasında görmek isteyen cellat ruhlu bir adamdı. Özetle Cumhuriyet’e saldırmanın en haz verici yolu CUMHURİYET’e saldırmaktı.

            Malum, eşyanın tabiatında vardır etkiye tepki. Zamanında yarım milyondan fazla kişi Çankaya’da bir araya gelip hep bir ağızdan “Güneşle Geliyoruz” dediyse, bu o dönemki laik ve demokratik Türkiye özlemini dile getirmek içindi. Nitekim iktidardakiler 28 Şubat’la paşa paşa gitti. Bugünkü dinci örgütlenmeye ve Cumhuriyet’e karşı saldırılara da doğacak tepki kaçınılmazdır. Hasan Cemal gibi kişisel hırslarıyla yanıp kavrulan bir yazarın, meslek ahlakına ters düşen hakaretlerini referans alan mollacı ve besleme basın elbette gerçek Kemalistlerin tokadıyla yıkılacaktır. Çünkü bu ülkenin hala aydınlık insanları vardır…

Cihan Yüksel
Aralık 2005