ATATÜRK'ÜN EKONOMİ POLİTİKASI

            Kemalist Devrim, 1923 İzmir İktisat Kongresi’yle başlayan özel girişimci çizginin beklenen başarıyı göstermemesi üzerine 1930’lu yılların başında Devletçiliğe yönelir. Atatürk, 27 Ocak 1931 günü yapılan CHP İzmir İl Kongresi’nde “ekonomik alanda istenen ölçüde başarılı olunamadığını” ve artık “yepyeni bir güdümlü ekonomi düzeni” kurulacağını belirtir. Hatta Atatürk, “halkımız yaradılıştan devletçidir” der.

            Planlamacılık, Atatürk’ün ekonomi anlayışının temelidir. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, satır satır Atatürk tarafından incelenerek ve denetlenerek yürürlüğe konmuştur. İlk planlar şu kesin çizgilere sahip olmuşlardır:

-         Yerli hammadde kullanmak,

-         Tüketim araçları üretimini öncelikle sağlamak,

-         Yeni fabrikaları bölgesel olarak dağıtmak,

-         Tesisleri işletecek elemanları eğiterek yetiştirmek.

            Planlar, devletçiliğin başarı hanesine yazılmıştır. Bu başarının sırrı, ülke koşullarının devlet girişimciliğine uygun olmasından kaynaklanmaktadır. Yeni devletin kurucu dinamikleri yabancı sermayedarların sömürü heveslerine şiddetle karşıdır. Böylesi bir kapitalizme asla izin vermemişlerdir. Kısaca, hiçbir sınıfın egemenliğine izin vermeyen, ülke çıkarları için çalışmayı esas alan kendine has bir devletçilik sistemi benimsenmiş ve uygulanmıştır. Bu uygulama süreci şöyle özetlenebilir:

1 Nisan 1924               Ergani Bakır İşletmesi millileştirildi

22 Nisan 1924             Anadolu demiryollarının devletçe satın alınmasına ilişkin yasa kabul edildi

26 Ağustos 1924         1 milyon lira sermayeyle Türkiye İş Bankası kuruldu.

27 Şubat 1925             Köylüye ağır yük olan Aşar Vergisi kaldırıldı

1 Mart 1925                Fransızların yönetimindeki tütün rejisi kaldırılarak tütün tekeli kuruldu

1 Ekim 1925                Bursa Dokuma Fabrikası açıldı

24 Mart 1926              Türkiye’de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yürütülmesine ilişkin yasa kabul edildi

6 Ekim 1926                Kayseri Uçak Fabrikası açıldı

26 Kasım 1926            Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı

17 Aralık 1926            Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı

6 Kasım 1927              Bünyan Dokuma Fabrikası açıldı

20 Şubat 1930             Türk parasının değerini korumayı amaçlayan yasa kabul edildi

3 Haziran 1933            Sümerbank kuruluş yasası kabul edildi

8 Haziran 1933            Halk Bankası kuruluş yasası kabul edildi

5 Aralık 1933              Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı

13 Ağustos 1934         Bakırköy Bez Fabrikası açıldı

30 Eylül 1934              Keçiborlu Kükürt, Isparta Gülyağı fabrikaları açıldı

19 Ekim 1934              Konya Ereğli Bez Fabrikası açıldı

16 Eylül 1935              Kayseri Bez Fabrikası açıldı

29 Kasım 1935            Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası açıldı

21 Şubat 1936             İzmir Havagazı Şirketi devletçe satın alındı

9 Nisan 1936               İstanbul Telefon Şirketi devletçe satın alındı

3 Kasım 1936              Ankara’da Çubuk Barajı açıldı

6 Kasım 1936              İzmit’te Birinci Kağıt ve Karton Fabrikası açıldı

10 Aralık 1936            Zonguldak’ta Türk Antrasit Fabrikası açıldı

3 Nisan 1937               Karabük Demir ve Çelik Fabrikasının temel atma töreni yapıldı

4 Nisan 1937               Ereğli Bez Fabrikası açıldı

4 Haziran 1937            T.C. Ziraat Bankası kanunu kabul edildi

17 Haziran 1937          İstanbul Kadıköy Su Şirketinin devletçe satın alınmasına ilişkin sözleşme imzalandı

9 Ekim 1937                Nazilli Basma Fabrikası Atatürk’ün eliyle açıldı

24 Ocak 1938             İzmir Telefon Şirketi devletçe satın alındı

1 Şubat 1938               Gemlik Suni İpek Fabrikası Atatürk’ün de bulunduğu törenle açıldı

4 Şubat 1938               Bursa Merinos Fabrikası Atatürk’ün eliyle açıldı

23 Mayıs 1938            İstanbul Elektrik Şirketi devletçe satın alındı

24 Haziran 1938          Toprak Mahsulleri Ofisi’ni kuran yasa çıkarıldı.

            Her iktisat politikası kendi içinde mantığı olan bir müdahaleyi gerektirir. Bu nedenledir ki, her iktisat politikası uygulaması müdahalecidir.

            Ancak, Türkiye’nin Devletçilik uygulamaları 1937’den sonra gevşemeye başlar. Celal Bayar Başbakan olmuştur. Atatürk’ün ölümünden sonra Devletçilikten uzaklaşma hızlanır.

            Şimdi Bayar’ın “duayen”i yada “şeyh”i olduğu kesimde, ekonomi demek, yabancı sermayenin tüm güçlerine kapıları ardına dek açmak demektir: Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler… Devletçiliğe paydos… Sürekli zam, sürekli devalüasyon… Faiz oranları serbest…

            Oysa 1929 dünya bunalımını Atatürk bu görüşlerin tam zıddına planlı ve devletçi bir politikayla aşmıştır; hem de Osmanlı İmparatorluğunun borçlarını ödeyerek; devalüasyon yapmadan, dışarıya borçlanmadan… Hem de devlet eliyle sanayi yatırımlarını da gerçekleştirerek…

            Genç Cumhuriyet’in zor şartlar altında temelini attığı tüm birikimlerimiz bugün bir bir özelleştirilirken, Atatürk’ün ekonomi politikasını anlamak çok daha anlamlı.

 

 

KAYNAKÇA

·        AKSOY, Yaşar; Atatürk’ün Ekonomi Devrimi: Kalpaklı Kalkınma, Ümit Yayıncılık, Ankara, 1998

·        CİN, Fatih; “Atatürk Dönemi İktisat Politikası Anlayışına Kısa Bir Bakış”, Kemalist Öğreti, s.7, 2004

·        PERİNÇEK, Doğu; Kemalist Devrim-3: Altı Ok, Kaynak Yayınları, 2.basım, İstanbul, 1999

·        YENAL, Oktay; Cumhuriyet’in İktisat Tarihi, Homer Kitabevi, İstanbul, 2003

 

 

Copyright © 2007 [Cihan Yüksel]